Vatan; yalnızca toprak değildir. Üzerinde yürüdüğümüz her karışın altında bir yüreğin son atışı, bir ananın sabaha kadar süren duası, bir neslin geleceğe tutunan umudu vardır. Bu yüzden biz, “şehit” dediğimizde bir isim ya da bir haber değil; bayrağın gölgesine sığınmış bir destanı anlarız. Şehitlerimiz bizim baş tacımızdır; çünkü hürriyetimiz onların omuzlarında yükselmiştir.
Bayrağın Gölgesi, Vatanın Nefesi
Kırmızısı kandil, yıldızı nişan; bayrağımız boşuna dalgalanmıyor. O dalga, cepheden cepheye koşanların nefesidir. Dün Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da nasıl göğüs göğüse vatan tutulduysa; bugün de hudutta, karada, denizde, gökte aynı vakar, aynı iman sürüyor. Şehitler, ülkemizin “geri dönülmez” çizgisini belirler; bu topraklarda diz çökmeyecek yüreğin adıdır onlar.
Anaların Gözyaşı, Milletin Onuru
Bir anne kapının tokmağına elini koydu mu, kalbinin kapısı da titreşir. Evin en yiğit evladının ardından tutulan o sessiz nöbeti, milletçe omuzlarımızda taşırız. Şehit annesinin gözyaşı, bu ülkenin en ağır emanetidir. O emaneti hafife almak, rüzgârı küçümsemek gibi akılsızlıktır; oysa rüzgâr bayrağı dalgalandırır, gözyaşı da milleti diriltir. Biz, şehit ailelerine “başımızın tacı” derken bir merhamet cümlesi kurmayız; devlet ve millet olarak borcumuzu ilan ederiz.
Emanetin Adı: Sorumluluk
Şehitlerimizin bıraktığı en büyük miras, sadece bir hatıra değil, bir sorumluluktur. Sınıfta ders çalışan öğrencinin, tarlada alın teri döken çiftçinin, tezgâh başında helal kazanç peşindeki esnafın alnındaki huzur, o sorumluluğun gereğini yerine getirmemize bağlıdır. Adaleti ayakta tutmak, milli birliği diri tutmak, bayrağa bakınca içi titreyen nesiller yetiştirmek… Hepsi şehidin son bakışına cevap, son nefesine vefadır.
Birlik Olduğumuzda Yenilmeziz
Millet dediğin, aynı sofraya oturup aynı duaya “âmîn” diyebilen topluluktur. Farklılıklarımız zenginliğimizdir; ama söz konusu vatan olunca tek yürek olmak, şehitlerimizin en çok görmek istediği tablodur. Aramıza nifak sokmak isteyenler, önce bu birliğin zincirini kırmaya uğraşır. Biz de her evde, her mahallede, her kurumda bu zinciri daha da sağlam tutarız. Çünkü biliriz ki “omuz omuza” durunca, hiçbir fırtına bizi yerinden oynatamaz.
Gençlerimize Çağrı
Ey genç kardeşim; üniversitede, atölyede, kütüphanede, karakolda, kışlada… Nerede olursan ol, elindeki işe “vatan görevi” gözüyle bak. Bilim üreten kalem, hudutta nöbet tutan tüfek kadar mukaddestir; adaleti ayakta tutan kürsü, siper kadar değerlidir. Şehitlerimizin istediği, yalnızca hatıralarının anılması değil; değerlerinin yaşatılmasıdır. Çalışmak, üretmek, ahlak ve liyakatle yükselmek; işte asıl “şehide saygı” budur.
Şehide Sözümüz
Söz veriyoruz: Bu topraklarda alnı açık yaşayıp, başı dik yürümeye devam edeceğiz. Bayrağın gölgesini daraltmak isteyenlere karşı bir adım geri düşmeyeceğiz. Şehit ailelerinin kapısını sadece acı günlerde değil, her daim çalacağız. Hakkınız olan hürmete, hukuka ve vefaya eksiksiz riayet edeceğiz. Çünkü sizin adınız bu milletin kalp atışıdır; adınız anıldıkça Türkiye daha gür nefes alır.
Dua ile…
Rabbimiz, bu aziz vatan uğruna can veren bütün şehitlerimizin makamını âlî eylesin. Geride bıraktıkları ailelerine sabır ve izzet ihsan eylesin. Bizlere de emanete layık olmayı nasip etsin.
Unutmayalım: Şehitler bizim baş tacımızdır. Onların fedakârlığına yakışan tek şey; birlikten doğan kudreti diri tutmak, çalışarak, üreterek, hakkı ve hukuku gözeterek bu vatanı her gün biraz daha yüceltmektir. Çünkü Türkiye, şehitlerinin omuzunda yükselen bir yürek; o yüreğin sahibi de biziz.
SERDAR CEMAL HOCA
EY İNSAN: HAYAT, EMANET VE HESAP ÜZERİNE BİR YÜZLEŞME
Serapla Tatlı Sert
Aynı Meslek, İki Ayrı Dünya: Yerel Medya – Elit Medya
AKIN TEZEL
Tuşlu Cep Telefonları Kullanımdan Kalkıyor Mu?
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR