"Rabbül Âlemine tevekkülü ile, çalışması ile, çok zor günlerinde de sabrını, metanetini bozmamıştı o, örnek insan Muhammed (s.a.v)." Bu sözler, insanlığın en mükemmel örneğinin hayatını özetler. O (s.a.v), Taif'te taşlanırken, Uhud'da yaralanırken, en sevdiklerini toprağa verirken bile sabrın zirvesini gösterdi. Bu sabır sadece bir tahammül değil, Allah'a (c.c) teslimiyetin ve güvenin en yüce ifadesiydi. Ümmetine de bu eşsiz erdemi tavsiye etti, musibet anlarında sığınacakları limanı gösterdi.
Musibet Kapını Çaldığında: "Beni Örnek Alın!"
Başımıza bir bela, bir sıkıntı geldiğinde ne yapmalıyız? İşte Allah Rasulü'nün (s.a.v) bize rehberliği:
"Müslümanlar, benim başıma gelen musibetlere, sıkıntılarla bakarak, kendilerinin karşılaştıkları musibetlere karşı güç bulsunlar." (İmam-ı Malik, Muvatta, 41)
Bu hadis-i şerif, musibet anında ilk başvuracağımız kaynağı işaret eder: Peygamber sabrı. O'nun (s.a.v) çektiği çileler, yaşadığı kayıplar ve katlandığı eziyetler karşısında bizim sıkıntılarımızın boyutu daha net anlaşılır. Bu bakış açısı, musibetin ağırlığını hafifleten bir manevi güç kaynağıdır.
Bir başka benzer müjde daha:
"Ey insanlar! İnsanlardan ve mü’minlerden birisinin başına bir musibet geldiğinde, benim başıma gelenleri düşünmek suretiyle, kendi başına gelen musibeti hafifletilmiş olsun." (İbni Mâce, Kitabu'l-Cenaiz, 1599)
Burada Efendimiz (s.a.v), sadece kendi musibetlerini değil, diğer müminlerin yaşadıklarını da düşünmemizi tavsiye ediyor. Bu, hem bir tevekkül dersi hem de ümmet bilinciyle sıkıntıları göğüsleme çağrısıdır. "Yalnız değilim" hissi, sabrı kolaylaştıran en büyük psikolojik destektir.
Sabrın Karşılığı: Verilemeyecek Büyüklükte Bir Nimet
Sabretmek zordur, ama karşılığı eşsizdir. Ebû Saîd El-Hudrî (r.a) rivayet ediyor:
"... Kim sabrederse Allah da onu sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve büyük bir nimet hiç kimseye verilmemiştir." (Buhârî, 1469)
Bu hadis-i şerif, sabrın sadece bir erdem değil, bizzat Allah'ın bir lütfu ve en büyük mükâfat olduğunu bildirir. Sabreden kul, Allah'ın (c.c) özel yardımına ve manevi güçlendirmesine mazhar olur. Allah'ın (c.c) "Sabredenlerle beraberim" (Bakara Suresi, 153) vaadi bu desteğin en büyük garantisidir.
Müminin Sırrı: Her Hâlükârda Kazançlı Çıkmak
Peygamber Efendimiz (s.a.v), müminin durumunu hayranlık uyandırıcı bir şekilde özetliyor:
“Mü’min kişi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırdır. Bu özellik yalnız mümine özgüdür. Mü’mine aittir. Başına gelen güzel bir sevindirici olaya sevinir ve şükreder. Bu iş onun için hayırdır. Başına üzücü bir işle karşılaşır (bela gelirse) sabreder, isyan etmez bu da onun için hayırdır.” (Müslim, Zühd, 13; Ahmed b. Hanbel, V, 24)
İşte müminin sırrı ve ebedi kazancının formülü! Mümin, nimet karşısında şükürle, musibet karşısında sabırla donanmıştır. Bu iki kanat, onu her durumda yükseltir, her olayı lehine çevirir. Nimette şükür, nimetin artmasına ve bereketlenmesine vesile olur. Musibette sabır ise günahların silinmesine, derecelerin yükselmesine ve Allah'ın rızasını kazanmaya götürür. Bu, dünyadaki en büyük manevi kazançtır.
Pratikte Sabır: Musibet Anında Ne Yapmalı?
"İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" Demek: Bu ayet (Bakara, 156) musibet anında ilk sığınağımızdır. Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz bilinci, sabrın temelini oluşturur.
Peygamber Örnekliğini Hatırlamak: O'nun (s.a.v) yaşadıkları, bizim sıkıntılarımızı hafifleten bir ölçü ve teselli kaynağıdır.
Sabrın Mükâfatını Düşünmek: Allah'ın (c.c) sabredenlere vaat ettiği eşsiz nimetleri, cenneti ve rızasını hatırlamak, sabrı kolaylaştırır.
Dua Etmek: "Allahümme ecirnî fî musîbetî ve ahlif lî hayran minhâ" (Allah'ım! Başıma gelen bu musibette bana ecir ver ve ondan daha hayırlısını bana lütfet) (Müslim) duası gibi dualarla Rabbimize yalvarmak.
Küçümsememek, Büyütmemek: Musibeti hafife almak ne kadar yanlışsa, onu olduğundan büyük gösterip çaresizliğe düşmek de o kadar yanlıştır. İslami sabır, gerçekçi bir teslimiyet ve çözüm arayışını içerir.
Sabır, Müminin Silahı ve Zırhıdır
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) hayatı ve öğütleri, sabrın sadece zor anlarda başvurulan bir yöntem değil, müminin karakterinin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterir. Musibet sabrı, Allah'a (c.c) olan imanımızın ve teslimiyetimizin en güçlü göstergesidir. O'nun (s.a.v) örnekliğine sımsıkı sarılıp, sabrın bize kazandıracağı ebedi nimetleri düşünerek, hayatın sınavlarına karşı metanetimizi daim kılalım. Unutmayalım ki, gerçek kazanç, Allah'ın (c.c) rızasına ulaşmak için gösterilen sabır ve sebatladır.
Serapla Tatlı Sert
Bir Teşekkürden Fazlası
SERDAR CEMAL HOCA
Biz Mi’rac’ın Neresindeyiz? Yükselişi Konuşup Düşüşü Yaşayanlardan mıyız?
AKIN TEZEL
Tuşlu Cep Telefonları Kullanımdan Kalkıyor Mu?
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR