Türk milleti olarak yemek kültürümüzle ilgili acil bir öz eleştiriye ihtiyacımız var. Hızla değişen beslenme alışkanlıklarımız, genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) ve katkı maddeleriyle dolu ürünlerle kuşatılmamıza neden oluyor. Eğer bu gidişat devam ederse, maalesef ki gelecekte genetiği değiştirilmiş insanlar olarak yaşamlarımızı sürdüreceğiz.
Kaybolan Miras: Neden Dedelerimizden Uzaklaştık?
Hatırlar mısınız, ninelerimizin o mübarek elleri parçalanırcasına tarhana yoğururken, siz "Aman nine be, boş versene" deyip, kolayına kaçarak hazır çorbalara yöneliyordunuz. Ne yazık ki, o ninelerimiz rahmetli oldu ve siz, o eşsiz tarhana tariflerini bir köşeye not almadınız. İşte bu yüzden, market raflarındaki GDO'lu ürünlerden ve içinde ne olduğunu bilmediğimiz gıdalardan kurtulamayacaksınız. "Ne verirlerse onu yiyeceksiniz" gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız.
Modern Eğitim ve Kaybolan Temel Beceriler
Kız evlatlarımızı en iyi okullara gönderiyor, piyano çalmayı, İngilizce konuşmayı öğrenmelerini sağlıyoruz. Grammy ödüllü sanatçıları tanımaları gerektiğini düşünüyoruz ki bu da önemli. Ancak gelin görün ki, o modern kızlarımız, sadece limon, şeker ve su kullanarak limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp ayran yapmaktan bihaberler. İşte bu yüzden, kızlarımız ve dolayısıyla torunlarımız da genetiği değiştirilmiş meşrubatlara mahkûm kalacaklar.
Sütlaç yapmaktan, kek pişirmeye üşendiğimiz için, çocuklarımız içinde ne olduğunu bilmediğimiz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor. Mis gibi ıspanaklı börek yerine, hamur tutmayı bilmediğimiz için çocuklarımız hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi "köylü işi" diye hor görürken, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları "modernite" sanıyoruz. Sonuç mu? Daha 10 yaşındaki çocuklarımız birer balona dönüştü; yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Ev Yapımı Lezzetlere Dönüş: Gerçekten Zor mu?
"Ama zor mu?" diye soruyorum size. Evde yoğurt yapmak, evde salça yapmak gerçekten bu kadar zor mu? İçine katkı maddesi konulduğundan, zorla beyazlatıldığından şikayet edip duruyorsunuz. Peki, ister tam buğday unundan, ister çavdardan olsun, evde ekmek yapmak bu kadar meşakkatli mi? Bütün aile kabızlık çekiyor; tonla para verip abuk sabuk, ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağınıza, niye kabak tatlısı yapmayı öğrenmiyorsunuz?
Çoluğunuzu çocuğunuzu düşünüyorsunuz güya, taze taze yesinler diye pazara gidiyorsunuz. Ancak eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere burun kıvırıp, hormonlu, tornadan çıkmış gibi görünenleri alıyorsunuz. Ne işe yaradı sizin pazara gitmeniz?
Bitkiler ve Milli Şifacılık Bilgisi
Kimse ukalalık etmesin; önce gidin aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt edin, ondan sonra konuşun! Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberiniz yok; gazetelerin tiraj almak için uydurduğu uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsunuz. Çin'den, Arjantin'den, Meksika'dan bal, hatta Venezüella'dan peynir geliyor ülkemize. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan filan... İçinde tavuk bacağı, maymun kulağı olmadığına şükredin!
Milli Mutfağımıza Sahip Çıkmak
Ben iddia ediyorum: Kaşla göz arasında Frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, Türk milletinin atasından günümüze kullandığı eski usul tariflere sahip çıksa, Türk milleti düzelir. Uzatmayayım, biz mutfak genetiğimizi kaybettik. Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA'sını değiştirdi! Hürraaa diye köyden kente göçerken, dışarıda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz, ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz. Seçim sizin.
SERDAR CEMAL HOCA
MÜMİNİN NİYETİ, AMELİN ÖNÜNE GEÇTİĞİ GÜN
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
Serapla Tatlı Sert
Gücün Yanında Duranlar, Zamanı Gelince Görünür Olur
AKIN TEZEL
Siyaset Üstü Kalmak
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR