Bazı şehirlerin sesi toprağın altından gelir; şehitlerin, yetimlerin, sabırla sınanan annelerin dualarıyla yankılanır. Gazze, işte o şehirlerden biridir. Bombaların gürültüsü bir gün diner; fakat bir annenin “Rabbim, evlâdımı Sana emanet ediyorum.” diye içinden fısıldadığı dua, göklerin kapılarını çalmaya devam eder. Bizim için mesele de burada başlar: başkasının acısını kendi imanımızın meselesi hâline getirerek yaşamak.
İmtihanın Kalbi: Sabır ve Rıza
Kur’ân bize sabrı yalnızca beklemek olarak değil, Allah’a güvenerek dimdik durmak olarak öğretir. Sabır; gözyaşını inkâr etmek değil, gözyaşına kıble gösterip onu secdeye çevirmektir. Gazze’de her gün yeniden doğan bir sabır var: ekmek kuyruğunda bekleyen çocukların yüzündeki umut, yıkılmış duvarların dibinde Kur’ân sesine kulak veren ihtiyarların sükûneti, bir öğretmenin sınıfsız bir okulda “Bismillah” diyerek derse başlaması…
Biz çoğu zaman imtihanı sadece başımıza gelenle sınırlarız. Oysa imtihan, başkasının başına geleni duyunca kalbimizin verdiği cevaptır. Yüreğimiz sızlıyorsa, bu sızı bir şikâyet değil; merhametin nabzıdır. Çünkü Rahmân’ın kullarının yeryüzündeki nefesi merhamettir.
Şahitlik Sorumluluğu
Zulmü görmek, kalbi mühürlemek için değil; hakikate şahit olmak içindir. Müminin dili konuşur; dili tutulduğunda ise kalbi konuşur. “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.” diyen diller, “Rabbim, mazlumun duasını kabul et.” diye sızlayan kalpler, işte bu şahitliğin sesidir. Biliriz ki mazlumun duasıyla arada perde yoktur; geceyle seherin arasındaki o ince hat gibidir mazlumun âhı: titrer ama kopmaz; Rabbine ulaşır.
Gazzeli Çocukların Ders Defteri
Gazze’de bir çocuk, kıyıya vuran dalgaların sayısını ezberlerken biz belki takvim yapraklarını çeviriyoruz. Onların derse başlama cümlesi: “Elhamdülillah, bugün hayattayız.” Onların tatil ödevi: “Kardeşini daha çok koru.” Müfredatları: “Bir lokmayı paylaş, bir âyeti yaşa, bir duayı çoğalt.” Bu çocuklar bize insan kalmanın şifresini veriyor: Ekmeği ikiye böl, duayı iki kat et, umudu eksiltme.
Kalbimize Düşen Vazifeler
Dua: Dua, gökten indirilen bir merhamet yağmurudur. Bugün Gazze için açtığımız her avuç, yarın kalbimize bir rahmet olarak döner.
İnfak ve Yardım: Rızık emanettir, mal imtihandır. Veren elin üstünde yalnızca verenin parmakları değil, Rahmân’ın vaadi vardır. Bir yetimin gülüşüne sebep olmak, dünya dursa bile bozulmayacak bir sermayedir.
Dilin Ahlâkı: Sözü çoğaltıp merhameti eksiltmeyelim. Haber taşırken kalp kırmayalım; hakikati incitmeden anlatalım.
Sabır ve Umut Eğitimi: Çocuklarımıza merhametin, paylaşmanın ve dua etmenin bir “güç” olduğunu öğretelim. Çünkü gerçek güç, kalbi karartmadan karanlıktan geçebilmektir.
Yaraların Dili: Tevfiz
Bazen elimiz gözyaşını silmeye yetişemez; işte o an tevfiz devreye girer: “Yâ Rab, gücümüz yetmedi; emanet Sana aittir.” Tevfiz, vazgeçmek değil; teslimiyet içinde en doğru kapıya dayanmaktır. Kalbimizdeki yükü Sahibine teslim ettiğimizde yük hafiflemezse bile omuzlarımız kuvvet bulur.
Gök Kapılarını Çalan Dua
Ey Âlemlerin Rabbi, Gazze’nin çocuklarını, annelerini, babalarını, yaşlılarını muhafaza eyle. Evleri yıkılanlara yürek genişliği, sofrası boşalanlara rızık genişliği ver. Zulmü kudretinle durdur, zalimin elini hükmünle bağla. Bizlere merhametle koşan ayaklar, hikmetle konuşan diller, ihlâsla veren eller lütfet.
Hasbunallâhu ve ni‘mel vekîl.
“Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve bize rahmetinden bir kapı aç.”
“Rabbimiz! Bizi de, ana-babalarımızı da ve bütün müminleri bağışla.
Gazze’nin harfleri bir acı kronolojisi değil; bir iman cümlesidir. Her cümlenin sonunda nokta değil, “inşâallah” vardır. Çünkü mümin bilir: En uzun gece sabahı mutlaka içinde taşır. Biz de bugün kalbimizin en güzel köşesine Gazze’yi koyuyoruz: dua ile, infak ile, merhametle ve sarsılmaz bir umutla…
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
— Serdar Cemal Hoca
AKIN TEZEL
Siyaset Üstü Kalmak
Serapla Tatlı Sert
GERÇEK YATIRIM DOSYALARI AÇILDI… HAYAL PROJELER SINIFTA KALDI!
SERDAR CEMAL HOCA
Ortaca’da Bir Annenin Çığlığı: Mevzuat mı, Vicdan mı?
Cemal Demirtaş
BEŞ SAAT BEŞ SANİYE
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR