Günaydın Milas - Son Dakika Milas ve Muğla Haberleri
Günaydın Milas - Son Dakika Milas ve Muğla Haberleri
KÖŞE YAZISI

Deliler Boşandı

AKIN TEZEL AKIN TEZEL Yazarın tüm yazıları
17-10-2024 13:02 3 dk okuma 3.762
Paylaş:

 

Bundan bir süre önce ülkemiz kanlı bir cinayet haberiyle sarsıldı. On dokuz yaşında bir genç İstanbul

surlarına çağırdığı sevgilisini kafasını keserek surlardan aşağıya atmıştı. Aynı şahıs kısa bir süre önce

de bir diğer genç kızı kesip parçalamıştı. Kızların parçalarını surlardan aşağı atan genç daha sonra

kendisi de aşağıya atlayarak intihar etti.

Olayın duyulması üzerine tepkiler gecikmedi. Kendilerini bir süre önce çıktığımız İstanbul

Sözleşmesinin zincirinden henüz kurtaramamış olanlar malum nakaratları tekrarladılar kadınlarımız

Tehlikede erkek egemenliğine son Daha da ileri gittiler erkeklere ağıza alınmadık küfürler ettiler.

Çoğu vatandaşımız da idam geri gelsin, bu adamları sorgusuz sualsiz asmalı gibi tepkiler verdiler.

Gerçekte bu tepkilerin hiçbirisi sorunun temel nedenlerini araştırıp buna göre yapılan

değerlendirmelerin sonucu değildi.

O günlerdeki farklı cinayetlere bir bakmakta da yarar var. On yedi yaşındaki bir çocuk harçlık vermedi

diye babasını av tüfeği ile vurup öldürüyor. Bir adam karısı ile birlikte altı çocuğunu öldürdükten sonra

intihar ediyor. Başka bir adam sokakta durup telefonla konuşan bir polise arkasından yaklaşarak

sırtından altı yerinden bıçaklıyor. Birisi sevgilisini öldürüp intihar ediyor. Bir diğeri eşine hakaret etti

diye öz annesini öldürüyor. Bu arada Diyarbakır'da on iki yaşındaki Narin adlı kız çocuğunu ailenin

hangi ferdi tarafından öldürüldüğü sorusu açığa çıkmadı. Olay şeytan işine döndü. Liste uzayıp gidiyor.

Cinayetlerin ortak yanına gelince, bunların hiç birisi bir anlık öfkeyle, kavga esnasında işlenmiş değil.

Çoğu önceden tasarlanmış ve yine çoğunda katil sonradan intihar ediyor. Yine birçok olayda katilin

madde bağımlısı ve akıl hastası olduğu doktor raporlarıyla belirlenmiş. O halde klasik ceza

yöntemleriyle bunları önlemek imkansız gibi görülüyor.

Başta idam cezası olmak üzer tüm cezalar insanları suç işlemekten caydırmak için tertip edilir. Sağlıklı

düşünen bir kişi bir suç işlemeden önce düşünüp artısını eksisini tartar. Ceza alma olasılığını hesap

eder. Cezadan kurtulup kurtulmayacağını düşünür, işe öyle girişir. Örneğin banka soyguncusu bu işi

yapmadan önce uzun bir kaçış planı hazırlar, işi bitince de hemen kaçar. İnsanları suç işlemekten

caydıran cezalar iki türlüdür. Dini inançları olan birisi öteki dünyada alacağı cezaların korkusuyla

kendini frenler, ya da kendisine verilmiş olan ahlaki eğitim onu suç işlemekten alıkoyar. İnançsız

kişiler ise devletin veya toplumun vereceği cezalardan korkarak suçtan uzak durur.

Bizim örneklerin çoğunda ise suçu işleyen kişi sonunda intihar ediyor. Kafası kesilerek surdan aşağı

atılan genç kız daha önce bir intihar girişiminde bulunmuş. Belki de kendisini öldüren adamla birlikte

beraber ölelim  türküsünü söyleyerek ölüme gitmiştir, bilinmez. Altı çocuğunu öldüren baba ise

bipolar bozukluk dediğimiz tehlikeli akıl hastalığından tedavi görmüş. Adamı iyileştin diye

salıvermişler. Sonra olanlar olmuş. Bunlar çift kişiliklidirler. Bir gün çok masum bir insan, bir başka gün

ise tehlikeli bir cani olabilirler. Böyle insanları ölüm cezası ile korkutamazsınız. Tek çözüm bunları

tedavi etmek, tedavisi mümkün değilse toplumdan uzak bir mekanda kapalı tutmaktır.

O halde idam cezası ancak sınırlı bazı durumlarda caydırıcı olabiliyor. Bu konuda yasa koyucuya

önemli bir görev düşüyor. Her an tehlikeli olabilecek belki de binlerce akıl hastası aramızda serbestçe

dolaşıyor. Bir süre hastaneye düşenler, kısa zaman sonra sen iyileştin denilerek bırakılıyor. Biz buna

inanmıyoruz, güvenmiyoruz. Emniyet kuvvetlerimiz uyuşturucu satıcılarıyla yeterli mücadele yapıyor,

suçluları tutup getiriyor. Ama yasaların yetersizliğinden bu adamlar kısa süre dışarı çıkıp işlerine

 

kaldıkları yerden devam ediyorlar. Aynı sıkıntı akıl hastaneleri için de mevcut. 1960 larda hatırlarım,

İstanbul'da Bakırköy Akıl Hastanesinin alt katında kapalı bir avlu vardı. Tehlikeli deliler buraya

kapatılırdı. Yemekleri de özel güvenlik önlemleri alında kendilerine verilirdi. Sonra insan hakları diye

bir laf çıkardılar, deliler boşandı. Mesele bundan ibaret.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Günaydın Milas - Son Dakika Milas ve Muğla Haberleri yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

AKIN TEZEL — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.