Baştan söylüyorum; yakınını hastalık veya başka herhangi bir nedenle kaybeden herkese baş sağlığı ve sabır diliyorum, Atalarımız “sıralı ölüm versin” diyerek acının ve kayıpların kaçınılmaz olduğunu ancak yaşça büyük olanların kaybının daha tolere edilebilir olduğunu anlatmaya çalışmışlar…
Bir ara dozu düşse de bu aralar yine artan “hekim üstünde tepinme, acısı olanın paylaşımını alıp ilk elli bine girip, 6 yıl eğitim, 4 yıllık uzmanlık (cerrahi branşlarda 5 yıl) sonra 2 yıl yan dal artı 5 yıl doçent 5 yıl profesörlük maksimum 23 minimum 20 yol sonrası, insanı çıldırtan nöbet, insanca olmayan mesai saatleri, tüm Avrupa ortalamasından fazla hastaya bakma veya ilgilenme rekoru kıran sağlık çalışanlarını eleştirmek değil yargılamak, birde bunları alıp “yetkililer, ey romalılar, spartalılar cevap verin” şekline getirmeler, klavyeleri doğrultup tuşlara basarak harf yığdırmalar görmeye başladık…
İlimizin Eğitim araştırma hastanesi Afiliye (krumlararası işbirliği yapılan) hastanedir yani aslında tüm ilçelerde ki hastanelerin üst mercii olan 3. Basamak hastane olmayıp hem iki hem üçüncü basamak sayılan idaresi sağlık Bakanlığına ait (yani aslında devlet hastanesi) olup, tıp fakültesi hoca ve asistanlarının da afiliye olduğu yani sözleşme ile faaliyet gösterdiği deyim yerindeyse (teşbihte hata olmaz) “devekuşu” yani hem deve hem kuştur ama aynı zamanda deve olmayan kuşta olmayan bir hastanedir…
Bu hastanemizin tamamen tıp fakültesine devredilip yep yeni başka bir 3. Basamak hastane yapılması ya da en kötüsü 900-1000 yataklı devlet hastanesi yaparsınız böylece bugün görülen yer bulamama, yoğun bakım veya ameliyathane yetersizliği, görece zor ameliyatların çoklukla yapılması idari hususlar vb vb vb pek çok konuyu çözecektir, hatta 6-7 aya çıkan turizm sezonunda bir kaç milyona (çelişse de verilere göre bir kaç milyon) milyonlara varan hastaya hizmet veren… bu yönde yapılan çalışmaları biliyoruz en kısa zamanda gerçekleşmesi dileğimiz, duamız, talebimizdir takibimizdedir…
Gelelim bir ara radyasyon, bir ara temizlik, ameliyat semptomları, bu ara da acı kaybını (acısı için sabırlar, rahmetli için cennet mekan dilerim) feryada dönüştüren vatandaşımızın paylaşımı üzerinden kopan kıyamete; Türkiye geneli 1 milyon 413 bin sağlık çalışanı var, yaklaşık nüfusumuzun 7de biri böyle konular, feryatlar olduğunda eş dost hısım akraba arasında bulunan bu 1 küsür milyonda birini bulup “yahu şöyle bir şey okudum nedir bunun aslı sence” deyiversek olacak ama yok efendim, parmağımız sızlasa koşup gittiğimiz, pandemi olunca önlüklerine bile selam durduğumuz üstüne üstlük marstan venüsten gelmemiş senin benim bizim evladımız olanlara hücummmmm….
Geçtiğimiz yıllarda da Pırıl Pırıl bir hekimimiz için iftira atılmış, soruşturma mahkeme beklenmeden “vay tacizci” “yazıklar olsun” “yuh” “asın bunu” mealinde onlarca paylaşım yorum yani klavyeşör çıkmıştı, idari ve hukuki süreçler bitip hekimin masumiyeti ortaya çıktığında ise bari bir kaç tane “özür dilerim” “Hay elim kırılaydı” vb bile çıksaydı iyiydi ama yok çıkmadı… en çok da ama ben geleni yazdım o da aksini yollasın onu da yazayım (hapisten nasıl yazacaksa) lafları da duyduk ya neyse?? Zaten önce sağlık çalışanlarını iğdiş ediyoruz idari ve hukuki süreçler sonunda aklansalar da aradan aylar geçiyor sonrasında da klavyelerimizde yer bulamıyorlar nasılsa, o zaman bu abaları önlük olmuşlara vurup duralım mı??? Vurmadan önce anlı şanlı banka hesabı sahibi iş insanlarına vize vermeyen Avrupa’nın merhaba diyen sağlıkçımıza oturum verdiğini de düşünelim isterseniz…
Sözün özü; linç etmek ilkel bir dürtüdür, medeni olma iddiasında olan herkes için kerteriz alınacak şey; Dürtülerini kontrol altına almaktır. Sağlık çalışanlarımız yukarıda sayılan şartlar nedeniyle zor da olsa ellerinden geleni yapıyorlar, yapmayanlar için pek çok idari hukuki mekanizma var ve pek çok kez bu mekanizmaların işlediği görüldü, bu önlüklüler, üniformalılar isteriz ki hiç kimseye lazım olmasın ama lazım olunca ortada ruhen ve bedenen sağlıklı halde önlüklü formalı görebilmek ya da en azından klavye mermisi almamış olanları görebilmek için lütfen sakin olalım izleyelim görelim bakalım her şey anlaşılınca ne yapacaksak ona göre yapalım…
, Resmi kurumlarda çalışan her insanımızın mevzuat hazretlerini en kötüye yorarak yani kılı kırk yararak düşünmesine rağmen insiyatif alan sağlıkçıları görmemizin yolu daha dikkatli olmaktır inancındayız. Hiç bir sağlıkçı hastasını kaybetmek istemez, şartların elverdiği ölçüde gayret eder, şartların elvermediği zamanlarda da şartları zorlar yine gayret eder
nereden mi biliyoruz? ve özelde Her birimizin yaşamında bir kritik anda en azından sağlık çalışanlarımızın dokunuşları olmuştur bilirsiniz…
Beşkaza Kültür ve Dayanışma Platformu/Derneği başkanı Devrim Karakuş’tan İtidal Çağrısı
Beşkaza Kültür ve Dayanışma Platformu/Derneği başkanı Devrim Karakuş’tan İtidal Çağrısı
ATAHAN





























