Kategorilenmemiş
Giriş Tarihi : 20-04-2021 07:03   Güncelleme : 20-04-2021 07:03

Milletvekili Gökcan kadın olarak öncülük yapabilir.

Korkarım bu gidişle “kadına şiddet ve kadın cinayetleri” haberleri, “üçüncü sayfa haberleri” gibi sıradanlaşacak... Bu insanlık dışı utancımız, ah ahla vah vahla, “yine mi” diyerek geçiştirdiğimiz, yani kanıksadığımız bir haber haline geliyor...

Milletvekili Gökcan kadın olarak öncülük yapabilir.

15 Nisan'da İran uyruklu kadın mimarın Türk eşi tarafından feci şekilde dövülürken İran'da ilk evliliğinden olan kızı A.F.J. (16) tarafından çekilen videosuna TV kanallarından birinde mutlaka denk gelmişsinizdir.
Daha sonra ayrıntılar ortaya çıktı. Adana'da 4 yıldır evli olduğu eşi tarafından komşularının evinin bahçesinde darp edilen 32 yaşındaki Galavizh Ayoubi Amirabad’ın kadın hakları savunucusu bir aktivist olduğu için ülkesinde idam cezasına çarptırıldığı ve bu sebeple kaçıp Türkiye’ye sığındığı alaşıldı.
Bir kadın hakları aktivistini koruyamıyoruz..!
Adeta yağmurdan kaçarken doluya yakalanan talihsiz kadın daha sonra verdiği röportajda “Biz çok korkuyoruz, her zaman diyoruz ki bir korumamız olsaydı.” diyor... Eşini çocukları önünde öldüresiye döven ve bunu alışkanlık haline getirmiş olan koca görüntülerin paylaşılmasından sonra tutuklanırken, Galavizh Ayoubi Amirabad koruma altına alındı.

xx xx xx
Bu herif muhtemelen “Denetimli serbestlik” ile kurtulacaktır. Ya da çok az ceza alıp, serbest kalınca kadının peşine düşecektir. Kadın için bu olasılık, içeriye düşenin yaşadığı, yaşayacağı rahatsızlıktan çok daha büyük bir rahatsızlık ve travma...
TV ekranlarında o vahşet görüntülerinde “dayakçı koca” talihsiz kadını oradan oraya çarpıp, yerlerde sürürken “Seni öldürsem de ceza yemem. Benim yiyeceğim ceza 3-5 ay haberin olsun. 5 sene de 10 sene de yatsam göze alıyorum.” diyordu.
O kadın için bu ifadelerin korkunçluğunu, kaygı vericiliğini düşünebiliyor musunuz? Sizce bu yaratık takipsizlik veya tahliye verildiğinde o kadını unutur mu? Bugüne kadar alınmış olan koruma kararlarının yüzde yüz koruyucu olduğunu söylemek mümkün mü?
Ülkemizin değişik yerlerinde “Kadın Sığınma Evleri” var. Adana'da da 6 sığınma evi varmış. Kadın hakları aktivisti Galavizh Ayoubi Amirabad'ı o sığınma evlerinde ne kadar, nereye kadar koruyabilirsiniz?
O kadının çocukları ile birlikte yaşayarak, geçimini sağlayarak kendi ayakları üstünde durarak korunması haktır...
O kadın ve diğerleri yaşadıkları yer dışında bir başka ilde bulunamayacağı bir yerdeki kadın sığınma evinde korumaya alınmalı.. Yoksa burada meslek sahibi yapılıp, işe yerleştirilmeli.. Kendi ayakları üzerinde durması sağlanmalı. Devletin kollarını üzerinde hissetmeli...

xx xx xx
Genç meslektaşımız Ferdi Yavuz geçtiğimiz haftalarda çok önemli bir habere imza attı.
Haberinde, Milas'ta yaşayan 23 yaşındaki Bensu Narlı'nın, eski erkek arkadaşı olduğu öne sürülen S. K. (25) tarafından av tüfeğiyle vurularak öldürüldüğünü, şüpheli S.K.'nin avukatından şok etkisi yaratan bir açıklama geldiğini belirtirken, kendisi de kadın olan avukatın açıklamasını şöyle aktarmış:
“Müvekkilim S'nin Bensu Karlı’ya karşı böyle bir eylemi söz konusu dahi değildir. Bu olayla ilgili olarak da müvekkilim tutuklanmış, olay yargıya intikal etmiştir. Kararı yargı verecektir. Bu tür haberlerin kamuoyunda bir algı oluşturmak ve kamuoyunu yanlış yönlendirmek amaçlı yapıldığını düşünmekteyiz. Bu tür çıkmış ve çıkacak olan asılsız sosyal medya hesaplarından yayımlanmış ve yayımlanacak her türlü haber hakkında yasal yollara başvuracağız.”
Ferdi Yavuz haberine “Genç kızın katilinin avukatı olan kadın avukatın açıklamaları adeta şok etkisi yarattı.” diye devam etmiş.
Muğla'da tanınmış kadın avukatın açıklaması beni şoke etmedi, ama şaşırdım... Şaşırmamda açıklamasına değil.. Çünkü bir avukat müvekkilinin haklarını korur ve müvekkili ile ilgili algı oluşturmak isteniyorsa, bunu engellemeye çalışır. Bu yasal hakkı...
Beni şaşırtan ise bir avukatın, hem de kadın avukatın Bensu Narlı'nın ölümünden sorumlu tutulan “cinayet şüphelisi”nin avukatı olduğunu açıklamış olmasıdır... Bir de Pınar Gültekin cinayetinin sanığı Metin Avcı'nın avukatı neden benzer açıklamalar yapmıyor diye de insan merak ediyor...

xx xx xx
Bir kadın cinayeti davasında sanığın savunmasının bir kadın avukat tarafından üstlenilmesi ile ilgili “Şimdi ne var bunda?” diyenler olacaktır.
Evet “Ne var bunda, bir kadın avukat kadın cinayeti işleyen bir şüpheli veya sanığın savunmasını üstlenemez mi?” diye sorulabilir. Elbette üstlenebilir tabii.. Savunma hakkı kutsaldır...
Ancak kadın veya erkek bir avukatın hemde basının karşısına geçip, “Bu davada cinayet şüphelisi veya sanığının savunmanı benim” dediği görülmüş, duyulmuş değildir. En azından ben duymadım. Milas'ta yaşanan kadın cinayeti davasında sanığın savunmasını üstlenen kadın avukatı medeni cesareti için kutluyorum.
Muğla olarak nüfus oranlaması ile kadın cinayeti şampiyonluğunu elden bırakmamak için elimizden geleni yapıyoruz sanki... Hemen aklıma geliverenler; Pınar Gültekin, Zeynep Şenpınar, Fulya Arpat, Sedef Beberoğlu, Selvan Acar, Hafize Günakın, Güleda Cankel...
Hepsinin avukatını biliyor, tanıyoruz. Çoğu ücretsiz savunmanlık yapıyor. Ayrıca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları ve Baro avukatları da bu davalarda öldürülen kadının avukatı olarak yerlerini alıyorlar...
Onları tanıyoruz. Peki bu değişik nedenlerle şiddet ve cinayet kurbanı olan bu kadınların katillerinin avukatlarını tanıyor muyuz?
Tanımıyoruz... Neden acaba? Elbette gizli saklı değil... Duruşmaları izleyen gazeteciler onları tanırlar, ama onlardan söz etmezler. Çünkü söz edilmeyi gerektirecek bir şey yapmazlar. Bir bakıma tanınmak istemezler. Kadın hakları savunucuları ne derler bilmiyorum, ama bu anlamda bu kadın avukat kutlanmayı hak ediyor..!
Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün Zeynep Şenpınar cinayetinin üçüncü duruşması var. Katilin avukatı kim acaba? Aynı zamanda “kadın hakları” diyen avukatlardan biri olabilir mi?
İnsan merak ediyor. Siz merak etmiyor musunuz?
Buarada bugün görülecek duruşma öncesi savcılığın ağırlaştırılmış müebbet talep eden mütalaasında “Sanık, içgüdüsel tatmin amacı ile öldürülene toplamda bu kadar çok bıçak darbesi ile saldırarak sırf öldürmüş olmak için öldürmüştür” ifadesi dikkat çekti...

xx xx xx
Samsun'da bir “erkek” imdat çığlıkları ve ağlayışları ile çocuklarının gözlerinin önünde eşini bıçaklayıp öldürmüştü. Çok etkilenmiştim. İnsan olan insan çocuklarını bari acımaz mı?
Yine Samsun'da 7 Mart'ta bir benzer olay daha yaşandı.
Samsun'da sokak ortasında İbrahim Zarap'ın, eski eşi E.M'ye uyguladığı öldüresiye şiddet, sosyal medyada infial uyandırdı. Eski eşi tarafından sokak ortasında ve 5 yaşındaki kız çocuklarının önünde öldüresiye şiddet gören kadın hastaneye kaldırıldı. Zarap gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, vahşetin ardından “Samsun’da kadına karşı şiddetin en aşağılık örneklerinden birinin sergilendiği olay hakkında soruşturma başlatıldı. Başsavcılık talimatıyla fail yakalanarak gözaltına alındı. Hukuk gereğini yapacak, failin yaptığı yanına kâr kalmayacak” ifadelerini kullandı.
Öyledir tabii... Öyle veya böyle, az veya çok cezalandırılacaktır.
Peki ya çocuklar? O çocuklara yaşatılanlar ne olacak? Çocukların o sırada yaşadıkları ve yaşamaya devam edecekleri travma cezasız mı kalacak?
Bugüne kadar yaşanan şiddetin ve cinayetin bir başka türlü mağduru olan çocuklar hiç dikkate alınmadı. Bu olaylarda çocuklar sadece annelerini, babalarını kaybetmiyorlar; geleceklerini de kaybediyorlar... Bunun da bir cezası olmalı...

xx xx xx
Samsun'daki dayakçı koca yakalanınca ne diyor?
TV kanallarında haberlerde yeralan videoları için, “Televizyonda kendimi tanıyamadım. Ne yaptığımı bilmiyorum” diyor.
Bu daha baştan dayakçı kocanın “İyi niyet indirimi” elde etme girişimi değil de ne olabilir..?
Öncelikle adalet mekanizmamız “iyi niyet, iyi hal indirimi” ve “ağır tahrik” ifadelerinden kurtarılmalı, arındırılmalı... Sonra şiddet gören ve öldürülme kaygısı, korkusu içinde yaşayan kadınlar, örneğin Muğlalı ise Ege Bölgesi'nin bile dışında bir ilde koruma altına alınmalı ve bu kadınların ekonomik özgürlüğü sağlanmalı...
Gizli tanıkları başarıyla koruyan devletimiz, “Tanık koruma kapsamı” gibi uygulama getirerek kadınlarımızı da koruyabilir...
Sonra da şiddet ve cinayetin asıl kurbanları olan çocuklar ile ilgili sanıklar hakkında “ayrıca dava” açılabilmelidir... Bu konularda fikrini aldığım Muğla Barosu avukatlarından Av. Canan Karaosmanoğlu, “Çok isabetli olur” dedi.
Bununla ilgili bir kanun teklifi verilmelidir... Muğla Barosu gerekli çalışmayı yapabilir. Teklifi Muğla Milletvekilleri verebilir. Buna öncülük yapmak bir kadın milletvekili olarak Yelda Erol Gökcan'a yakışır...
------------------------------ -----------------------------
GÜNÜN SÖZÜ: Siyasetle uğraşmamanın cezası, sizden daha aptal olanlar tarafından yönetilmektir. — Platon
ÇİVİ
Hafta sonunda Muğlalıların kurallara uydukları görülmüş. Arkadaşım “O kadar uyuyorlar ki bir ekmek için şehri dolaşıyorlar.” dedi.
Beni Bi Düşünce Aldı: )))))

AdminAdmin