Kategorilenmemiş
Giriş Tarihi : 10-10-2014 07:33   Güncelleme : 10-10-2014 07:33

İbni Battuta’nın İzinden Milas ve Beçin

Milas derin tarihiyle öne çıkmaktadır. Bu yazımızda geçmişe gidip tarihin en önemli gezginlerinden birisi olan İbni Battuta’nın Seyahatnamesinde Milas’ı araştıracağım. İbni Battuta 24 Şubat 1304 tarihinde Fas’ın kuzeyinde bulunan Tanca şehrinde dünyaya gelmiştir. 

İbni Battuta’nın İzinden Milas ve Beçin
1369 yılında Fas’ta hayatını kaybeden İbni Battuta önemli bir aileye mensup, iyi bir eğitim almıştır. 1325 yılında Hac vazifesini gerçekleştirmek için yola çıkan İbni Battuta yirmi dokuz yılı süren seyahatinde Çin ve Hindistan başta olmak üzere birçok önemli ülkeye uğramıştır. Bu seyahati sırasında Milas’a da uğrayan İbni Battuta dönemle ilgili son derece önemli bilgiler vermiştir. 
İbni Battuta Güney Ege seyahatinde Denizli’den Kale üzerinden Muğla’ya gelmiştir. Muğla’da ismini vermediği bir Şeyh’e misafir olmuştur. Şeyh hakkında övgüyle bahseden İbni Battuta burada Milas Hâkiminin oğlu İbrahim Bey ile tanışmıştır. İbrahim Bey İbni Battuta’ya ilgi ve alaka göstererek Milas’a davet etmiştir. İbni Battuta Muğla’da bir süre kaldıktan sonra Milas’a hareket etmiştir. İbrahim Bey’in bu ilgisi böylesine önemli bir şahsiyetin Milas’a gelmesine ve tarihe not düşmesine vesile olmuştur. Böylece bizler birinci elden dönemin Milas’ı hakkında bilgi edinmiş olduk. 
Milas’a gelen İbni Battuta burada Ahilerin birisinin dergâhına misafir olmuştur. Ahiler Anadolu’nun kalkınmasında büyük bir öneme sahiptir. Milas’tan etkilenen İbni Battuta burasını Anadolu’nun en büyük ve en güzel şehirlerinden birisi olarak ifade etmiştir. Suyu, meyvesi ve bağlarının bolluğundan bahsetmiştir. Burada gördüğü misafirperverlik diğer şehirlerde gördüklerinden bir kat daha fazla olmuştur. Milas şehrinde onun döneminde yaşayan Ebu Şüşteri ile tanışmıştır. Ebu Şüşteri dini ve ilmi bakımından Milas için son derece değerliydi. Yüz elli yaşına rağmen gayet dinç olan Ebu Şüşteri İbni Battuta’yı da derinden etkilemiştir. 
Dönemin siyasi yapısı Beylikler dönemidir. Bu dönemde Milas Menteşe Beyliğinin başkenti konumundaydı. Hükümdar (Menteşe Beyi Mesut Bey’in vefat etmesi neticesinde) Menteşe oğlu Şücaeddin Orhan Bey’dir. Orhan Bey Milas’ın imarı için son derece önemli bir yere sahiptir. Menteşe Beyliği merkezini bugün Beçin Kalesi’nin bulunduğu yere kurmuştur. Bunun nedeni bölgenin coğrafyasında Beçin Kalesi savunma olarak stratejik bir öneme sahip olmasından dolayıdır. İbni Battuta burada Orhan Bey ile sohbet etme imkânı bulmuştur. Orhan Bey’i yakışıklı, temiz ahlaklı ve akli olarak tasvir etmiştir. Orhan Bey, İbni Battuta’yı ve yanındakilerini sarayına davet etmiştir. Beçin’de bulunan sarayına giden İbni Battuta burada Orhan Bey’den yapımı devam eden Cuma Mescidinden de bahsetmiştir. Bu mescit tahminen Beçin kalesinin sınırlarında bulunan Orhan Bey Camii’dir. Beçin, Menteşe Beyliği tarafından imar edilmiştir. Önemli bir kültür merkezi olan Beçin İbni Battuta döneminde bile âlimlerin dolaştığı bir bilim yuvasıdır. İbni Battuta Beçin’i bir ilim yuvası olarak tasvir etmiştir. İbni Battuta burada Ahi Ali’nin dergâhına misafir olmuş ve bir süre burada kalmıştır. İbni Battuta’nın Milas’ta ne kadar kaldığı tam olarak tespit edilememektedir. Ancak notlarındaki ayrıntıların eksikliğine bakılırsa bu sürenin çok uzun olmadığı tahmin edilebilir. Milas’ta bulunan ve önemli bir ilim adamı olan El-Harezmî, Ayasluğ (Ağaçlıhüyük?) Bey’iyle görüşmesi neticesinde Orhan Bey alındığından ötürü İbni Battuta’dan yardım istemiştir. İbni Battuta Orhan Bey’in makamında ondan övgülerle bahsetmiştir. Orhan Bey İbni Battuta’ya binekler hediye etmiştir. Konya’ya doğru yola çıkan İbni Battuta etkilendiği bu şehirden Seyahatnamesinde bahsetmiştir.  
Milas ve Beçin İbni Battuta gibi önemli bir seyyahın eserinde böyle yer bulmuştur. İbni Battuta’yı okurken o günkü Milas gözlerimizin önüne geliyor. Bugün ki Milas’a bir bakın aradan geçen onca yıla rağmen hala cıvıl cıvıl sokaklara sahipse bir şehir ne mutlu orada yaşayan insanlara… Halen o şehir için mücadele edenler varsa yıllar öncesinde ki gibi ne mutlu o şehre hizmet edenlere… Her ayrıntısında ayrı bir güzelliği keşfeden insanlar varsa ne mutlu o insanlara… Her zerresine saklanmışsa Tarih ne mutlu Milas’a… 
Sinan KIYANÇ